Korece 1.Ders – Alfabe (한글 – hangıl)

Merhaba arkadaşlar. 🙂

Bir süredir bu konuda bir başlık açmayı düşünüyordum zaten. Zamanı şimdiymiş. 🙂 Ben bu bloğun çalışmakta ve kaynak bulmakta sıkıntı çeken insanlar için güzel bir referans ve kaynak olmasını istedim hep, umarım öyle olur ve sizler de tıpkı düşündüğüm gibi faydalanabilir ve bundan memnun kalabilirsiniz.

Burada paylaşacağım notlar, Korece öğrenirken kendi araştırıp bulduğum, epey zorluklarla bir yerlerden çıkardığım notlar arkadaşlar. Yani kendi derlediğim notlarım. Bazıları basılmış kitap bile olmayan, üniversite hocalarının hazırladığı notlardan özetler hatta. Bazıları ise İngilizce kaynaklardan (kitap, video vb.) çevirerek tuttuğum notlar çünkü İngilizce kaynaklarda gerçekten çok akıcı ve ayrıntılı anlatıyorlar, bu durum ne yazık ki Türkiye için geçerli değil. İleride Türkçe olarak anlattığım Korece ders videoları çekip YouTube’a yüklemeyi düşünüyorum ancak bakalım.. 🙂  İngilizcesi olanlara tavsiyem İngilizce videoları izlemeleri kesinlikle. Bu konuda yararlanabileceğiniz sayfa ve siteleri Korece Kaynaklar kısmında ayrıntılarıyla anlatmıştım. Bunun dışında ise YouTube da ‘seemile Korean’ sayfasında, “Jenny’s Korean” videolarını önerebilirim. Çok güzel bir anlatımı var, açık ve anlaşılır. Epey akılda kalıcı olabiliyor anlattıkları.

Şimdi, artık ilk dersimize geçelim! 🙂

Tabii her dilde olduğu gibi burada da alfabe ile başlayacağız. Çünkü harfleri bilmeden nasıl yazalım ve konuşalım, değil mi?  (Işıklar içinde uyu Sejong, yeri gelmişken de yad edelim. 😀 )

Kore alfabesine Korece’de 한글 (hangıl-hangeul) denilmektedir. 1443 yılında, daha önceden de anlatmış olduğum gibi Kral Sejong tarafından bulunmuş/yapılmış ve yaptırılmıştır.

Koreliler eskiden (15.yy’a kadar) Çin alfabesi kullanıyorlardı. Fakat bu daha çok sarayda, daha yüksek mertebedeki kişilerin bildiği ve kullandığı bir dil olmaktan öteye gidemiyordu. Çünkü Çince hem çok zordu hem de zaten halkın okuma yazma bilmesi, kraliyete karşı çıkmamaları, sorgulamamaları için biraz da kasıtlı olarak engellendiğinden halka öğretilmiyordu. Ancak halk kendi arasında ana dilleri olan Korece’yi konuşuyordu tabii. Tıpkı eskiden Osmanlı’da sarayda Osmanlıca-Farsça’nın hakim olması ancak halkın öz Türkçe konuşması gibi. Derken Sejong tahta çıktığında bu duruma bir dur diyor ve halkımız da okuma yazma bilmeli, bilmeli ki gelişmeli, kültürüne sahip çıkmalı ve bilginin akışını sağlamalı diye düşünerek, Moğol, Çin ve Uygur yazı sistemlerinden faydalanarak ve de Korece’nin dil ve dudak hareketlerinden yararlanılarak, diğer bilim insanlarıyla birlikte tam da dile uygun olan bu alfabeyi oluşturuyorlar. Tabii kraliyette söz hakkı olan bir takım devlet adamları o dönemde Sejong’a karşı çıkmış olsa bile, Sejong pek kimseyi iplememiş ve kararından vazgeçmemiştir. Tüm bunların ardından ise, yapılan uzun çalışmalar sonunda alfabe, 1446 yılında 훈민정음 (hunmin congım : halka doğruları öğreten ses) adlı yapıtla halka tanıtılmıştır! 🙂

Korece’de 24 harf vardır. Bunların 14’ü ünsüz, 10’u ise ünlü harflerden oluşmaktadır. Bunlardan başka birleşik sesli ve sessiz harfler de mevcuttur ancak onları bu ünlü ve ünsüz harfleri birleştirerek yazıyor/oluşturuyoruz. Eğer bu 24 harfin tamamını sesleriyle birlikte öğrenebilirseniz, Korece’deki hemen hemen her şeyi okuyup yazabilirsiniz arkadaşlar. Geriye sadece dil bilgisi kurallarını ve kelimeleri öğrenmek kalıyor. 🙂

Latin harfleri ile yazı yazarken, tıpkı şu anda olduğu gibi harfleri soldan sağa doğru, peş peşe sıralayarak kelime ve cümleleri oluşturmaktayız. Ancak Korece’de böyle değil ve buna çok ama çok iyi dikkat etmemiz gerekmekte.

Korece’de her hece, bir kare şeklini oluşturacak şekilde oluşmuştur. Yani harfler yan yana bitişmezler, bunun yerine ikili, üçlü, dörtlü harfler kullanılarak heceler ve ardından da kelimeler oluşturulur. Bu noktada Çince’ye benzemektedir biraz. Sanıyorum ki o dönemde dil üzerindeki Çince etkisinden etkilenilmiş olabilir.

Şimdi bunu örneklerle göstereceğim;

Görmüş olduğunuz gibi, yukarıda var olan kare içerisine, harfler soldan sağa doğru gidecek şekillerde yerleştirilmektedir. Bu harfler yerleştirilirken, başlangıçta kesinlikle ya ünsüz bir harf olması ya da eğer ünlü bir harfle başlamamız gerekiyorsa başlangıç harfi/ünsüzü () olmak zorundadır. Ardından hece kaç harften oluşuyor ise, harfler soldan sağa doğru gidecek şekilde yerleştirilir. Bu heceler 2, 3 veya 4 harften oluşabilmektedir.

Belki daha anlaşılır olabilir şu şekilde de;

Mesela nehir anlamına gelen 강 (kang) kelimesini yazalım hep beraber.

Görüldüğü üzere ilk olarak 1 numara ile rakamlandırdığım yere  “k” harfini temsil edenㄱ’yi yazıyoruz. Ardından sağ tarafına ise  “a” harfini temsilenㅏ harfini yazıyoruz. Şimdi son harfimiz ise bu hece 3 harften oluştuğu için, diğer iki harfin tam altına denk gelecek şekilde yerleştiriliyor. Yani normalde 4 hatlı bir sistem ancak bizim hecemiz 3 harften oluştuğu için bu sefer soldan sağa ve aşağıya doğru bu 3 harfi bir üçgen oluşturacak şekilde yerleştiriyoruz. Bu kareyi anlaşılması daha kolay olabileceği için bu seferlik çizdim.

Burada önemli olan bir diğer nokta ise, 2 harften oluşan hecelerin bazen alt alta, bazense yan yana yazılıyor olmaları. Bu neye göre değişiyor, nasıl yazacağımızı nereden anlayacağız derseniz, şuradan anlayacağız; eğer hecemizㅏ, ㅑ, ㅓ, ㅕveya ㅣgibi dikey harflerden oluşuyor ise başlangıç ünsüzü sola, bu sesli harflerimiz ise sağa yazılıyor. Fakat eğer ㅗ, ㅛ, ㅜ, ㅠ veya ㅡ gibi yatay harflerden oluşuyor ise alt alta yazılmaktadır. Tabii hecemiz sesli harfle başladığı için, her zaman başlangıç harfi/ünsüzü () başa gelecek şekilde yazılmalıdır.

  • Dikey harflere örnek ;

ㅇ + ㅏ = 아 [a]

ㅂ + ㅣ = 비 [bi / pi]

ㄱ + ㅓ = 거 [go]

  • Yatay harflere örnek ;

ㅇ + ㅗ = 오 [o]

ㅈ + ㅜ = 주 [ju]

ㅋ + ㅠ = 큐 [kyu]

Görüldüğü üzere dikey harfleri yan yana, yatay harfleriyse alt alta yazıyoruz. Şimdi de 3 harfli hecelere örnek vereyim.

Gelin birlikte “an” yazalım. Nasıl başlayacağız? Tabii ki normal olarak “a” harfi ile. “a” harfi Korece’deㅏolduğu için, bu harfi kullanmamız gerekiyor ancak önceki kuralımızı hatırlayın. Eğer bir ünlü harf ile başlayacaksak, direkt o ünlü harfi yazamıyorduk, değil mi? Tabii ki önce başlangıç ünsüzü / harfi yani  ㅇ ve ardından ㅏ harfini yazıyoruz. Geriye hangi harfimiz kaldı? Tabii ki “n” yani ㄴ. Hepsinden sonra da üstte başka yer kalmadığı için tabii ki altaㄴ harfini yazıyoruz. Oldu bize 안 . 🙂

Peki nasıl okuyoruz? Nasıl yazıyorsak öyle okuyoruz arkadaşlar. Yani soldan sağa ve aşağıya doğru. Örneğin 안 ‘ı ele alalım. Üst soldan başlıyoruz okumaya. Üst solda ㅇ harfi var. Bu harf hecenin başındayken bir ses oluşturmaz. Yanındaki harf ne ise, okumaya ondan başlanır. Fakat eğer hecenin sonunda ise  “ng” sesi ile telaffuz edilir. 강 (kang) örneğinde olduğu gibi. Bu nedenle burada okumaya ㅏharfiyle başlıyoruz. Ondan sonra gelen harf ise ㄴ. İkisini birleştirdiğimizde zaten “an” olmakta.

Evvet, ilk dersimiz olan Kore alfabesi burada sona ermekte arkadaşlar. Sizlere temel bilgileri verdim. Harflere tekabül eden sesleri birleştirerek herhangi bir şeyi okuyabilir ve yazabilirsiniz bu şekilde. Sorularınızı her zaman için sorabilirsiniz, bunlar dışında aklınıza ne takılırsa takılsın sorun lütfen, elimden geldiğince yardım ederim. 🙂

Bu noktada yapmak istediğim birkaç uyarı var. Bunlar;

  • Kesinlikle ama kesinlikle Latin Harfleri’yle Korece okunuşları yazılan kelimeleri okuyarak Korece okumayı öğrenmeye çalışmayın. Çünkü okunuşlarını yanlış yazabiliyorlar. Aslında yanlış değil fakat Hint-Avrupa Dil Ailesi grubuna giren dillerde (İngilizce vs.) bazı harfler olmadığı için ve bazı harfleri bizler gibi okuyamadıkları için, onların dillerine göre yazıyorlar çoğu yerde, kolayca okuyabilsinler diye. Mesela normalde abla 언니 demektir. Bu kelime direkt olarak Korece telafuzla onni diye okunur. Biz tabii Türkçe de Korece ile aynı dil ailesine girdiği için kolayca onni diyebilmekte ve okuyabilmekteyiz ancak bu kelimeyi çoğu yerde unni veya eonni diye yazar. Halbuki bu kelime unni veya eonni diye okunmaz, bu yanlıştır. Doğrusu onni’dir.  Bu nedenle siz kesinlikle direkt harfleri ezberleyin ve harfleri kendiniz okuyun, yanlarındaki okunuşlarını değil.
  • Kelimeyi direkt olarak Korece yazın. Mecbur değilseniz eğer Latin harfleriyle belirtmeye tabii.
  • Bunlar için sesli sözlük kullanabilirsiniz. Play Store’dan sesli sözlüğü olan bir Korece-Türkçe uygulama indirip, eğer okuyamıyorsanız oraya yazıp sesli olarak dinleyebilirsiniz.

Ben anlatırken çok eğlendim. Umarım sizler de okur ve çalışırken eğlenirsiniz. 🙂 Bir sonraki derste görüşmek üzere..!

İyi çalışmalar.

Han Sarang Restoran Macerası

Selamlar!

Bu yazımda sizlere İstanbul, Sultanahmet’teki Çin ve Kore Yemekleri Restoranı Han Sarang‘a gittiğimde yaşadıklarımı, gördüklerimi ve tattıklarımı anlatacağım. Umarım hoşunuza gidebilecek mis kokulu bir yazı olur! 🙂

Han Sa Rang, bugün İstanbul Sultanahmet’te bulunan (en altta adres paylaşılacaktır), Kore yemeklerinin hepsinin olmasa bile bir kısmının servis edildiği bir Restoran arkadaşlar. Belki İstanbul’daki en ünlü restoran olmayabilir ancak böyle bir yer var, haberiniz olsun. 😀

c145fd9dbb520ef3759e08abfdc33025_featured_v2

Restoranın girişi bu şekilde. Kapısı tıpkı Kore’deki yöresel kapılarda olduğu gibi yana doğru açılıyor, bizdeki gibi içeriye doğru değil. 🙂

caption

Bu da boydan çekim.

Benim ilk gittiğim Kore Restoranı burasıydı. Tabii açıkçası ne beklemem gerektiğini bilmiyordum, aklımda herhangi bir tarz veya beklenti yoktu açıkçası. Yalnızca uzak doğuya has bir havası olacağını düşünüyordum, o kadar. Ancak pek de düşündüğüm gibi olmadı, evet çalışanlar Koreli ve Orta Asya’lı çekik gözlü insanlar ki zaten sahibi Koreli ancak içi elbette Kore’den de (veya Uzak Doğu’dan) izler taşısa bile genel olarak Türkiye’ye has ve ait bir takım tablo, yöresel eşyalar vs.’nin bulunduğu bir mekandı. Bu beni bir hayli şaşırtmıştı fakat ben bunun restorana gelen Türk veya yabancı müşterilere Türkiye’nin havasını ve kültürünü de yaşatmak amacıyla yapıldığını düşündüm. Tabii benim gibi Uzak Doğu atmosferini yaşamak isteyen insanlar için bir miktar üzücü olabilir bu durum. 😀

Ben buraya kardeşimle birlikte gittim, o benim kadar Kore meraklısı olmasa bile -ki şimdilerde Uzak Doğu dövüş sanatlarına inanılmaz bir merakı oluştu kendisinin, onu da bizim tarafa çekeceğim 😀 – işin ucunda yemek olduğu için ve bir miktar da merakla peşime düştü taa buralara kadar. Bizi bir hayli güler yüzlü, çekik gözlü 30’larının sonlarında veya 40’larının başlarında bir abi karşıladı. İtiraf edeyim böyle bir ilgi ve güler yüzle karşılanmak insana çok güzel hissettiriyor. Eh yani sonuçta asık yüzlü, kellenizi uçuracak gibi duran kişiler tarafından mı karşılanmak daha çok hoşunuza gider yoksa sıcak bir karşılama mı? 🙂

Restoranın ikinci katında dışarıya bakan cam kenarı köşeye yerleştik karşılıklı. Çekik gözlü abi (garson ama abi demek daha çok hoşuma gidiyor ne yalan söyleyeyim) bize menüyü uzattığında bir an kardeşimle saf saf bakakaldık açıkçası. Neden mi? Menü İngilizce ve Korece karışıktı da ondan!

Desktop2.jpg

İngilizcem güzeldir ama şimdi ben meraklı melahatim ya hani, bayağı bir açıklama, inceleme, anlatım filan bekliyorum haliyle. Korecem onları anlayacak kadar ileri değil henüz. 😀  “Abi,”  dedim, “sen en iyisi gitme, azıcık burda dur, bize bu menüyü anlat, olmaz mı?”. Ama Allah’ı var şimdi, dedim ya size çok iyi bir abiydi, kırmadı beni sağ olsun ve başladı anlatmaya. Bu budur, şu şudur vs. Eeeee, tamam ne nedir anlatıyor da, şimdi bu anlattıkları ne? Yani ben yiyebilir miyim, midem kaldırabilir mi yoksa bünyeme ağır mı gelir bilemedim ki!

En sonunda dedim “abi, sen bize söylesene, en çok neleri sipariş ediyorlar?” Garson abi sağ olsun onu da gösterdi bize. Ee tamam midemin kaldırıp kaldıramayacağını düşünüyorum ama sonuçta bunlar Kore yemeği, tabii ki farklılığı da görmek, tatmak için geldik değil mi? Kardeşime baktım, oturmuş gurme edasıyla menüdekileri inceliyor. Dedim “Hayırdır, arkasındaki hikayeyi mi algılamaya çalışıyorsun? Ne yiyeceksin söylesene be evladım!” , durduuuu durdu, sonunda dedi ki “abla ben deniz ürünü yiyemeyeceğime karar verdim!”

Hoppalaaaa! Buyur buradan yak! E be evladım yavrum, biz bir Meksika yemeği yemeye gelmedik ki! Kore bu yahu, üç tarafı denizlerle çevrili adamların! Aksi takdirde gider bir Adana filan gömerdik de KORE yani. 😀

Tabii şeker mi şeker abimiz yine devreye girdi, bizi sakinleştirdi ve dana etiyle yapılan yemekleri filan göstermeye başladı. Tabii hal bu olunca kardeşim normal, bizlerin de yediği dana etli bir Kore yemeği siparişi verdi. E ben de dedim ki madem sen bundan yiyorsun, ben de deniz ürünlerinden oluşan bir yemek sipariş vereyim de bari değişik iki lezzet tatmış oluruz.

Şimdi efenim, siparişlerimiz ne miydi? Gelelim fasülyenin nimetlerine (yersiz mi oldu ki burada acep? Fasülye filan yok arkadaşlar, merak etmeyin);

  • Ben 된장찌개 (Doenjang Jjigae) isimli, içerisinde patates, kabak, tofu, mantar, kırmızı biber, soya fasülyesi, yosun (evet yosun vardı arkadaşlar) veeeee midye olan, sulu bir deniz ürünleri yemeği siparişi verdim. Bunu size bir fotoğraf ile göstereyim (görsel örnek her zaman daha iyidir! );

WP_20160129_005

된장찌개 yemeği (benim siparişim).

wp_20160129_008.jpg

Yakından görünüşü. Evet, midyeyi kabuğuyla atmışlardı! 😀

 

  • Kardeşim ise 꼬리곰탕 (Korigomtang) siparişi verdi. İçeriği ise şu şekildeydi; sığır kuyruğu, yeşil soğan, sarımsak, mantar ve karabiber. bu da yine sulu bir yemekti ve görüntüsü de oldukça hoştu aslında. Bizim haşlamalara benziyor. 😀

WP_20160129_006

꼬리곰탕 yemeği (kardeşimin siparişi).

Şimdi biz siparişleri verdik vermesine ama tabii o esnada sohbet muhabbet ediyoruz ve ayrıca etrafımızı gözlüyor, inceliyor ve yorumlarda bulunuyoruz derken bir baktık ne görelim! Ne gördük dersiniz? Tabii ki Kore’nin o meşhur masa dizme adeti! Adam elinde büyük bir tepsiyle önden gelip bize bir takım mezeler ve elbette Kimçi (!) servisi yaptı. İtiraf edeyim, bunu yaşamayı hep çok istemiştim. 😀 Tabii bir Kore’deki kadar olmasa da burada da hissettik, yaşadık Kore’nin masa donatma mevzusunu.

Aman çok da büyütmeyin kafanızda yahu, şu kadar bir şey;

WP_20160129_001

Sağ alt köşedeki Kimçi. Diğerleri de kabak, patates, baharatlarla harmanlanmış salatalık vs.. Değişik bir baharat anlayışları var.

Şimdi gözünüze az gibi geldi, değil mi? Ama bir Kore meraklısı iseniz ve ilk kez bir Kore restoranına gittiyseniz, bu size çooook güzel ve önemli bir şeymiş gibi geliyor. 😀 Ki bence hâlâ öyle, küçük şeylerden mutlu olalım arkadaşlar.

Derken içeceklerimiz ve yemeklerimiz de geldi. Tabii bizde bir heyecan, bir sevinç. Tamam tamam, sadece bende de olabilir. 😀

Hemen bir merakla yemekleri tatmaya başladık. Kardeşimin yemeği, yani 꼬리곰탕 (korigomtang) oldukça güzel, bizim yani Türklerin de bir hayli alışkın oldukları bir tat idi. Bildiğiniz sığır eti, bir takım sebzeler ile harmanlanıp haşlanmış ve yemek olmuş. Bizlerin çok yabancı olduğu tatlar yok içerisinde ancak elbette bir Kore yemeği tanımak açısından bir hayli önemli. Bir de onlar soya fasülyesini, yağını vs. çok kullanıyorlar, böyle de bir tat farklılığı vardı elbette.

Amma velakin benim yemeğim, yani 된장찌개 (Doenjang Jjigae) elbette bir hayli farklıydı. Neden derseniz; bizler yemeklerimizde midye veya deniz yosunu gibi ürünleri hiç kullanmayız. Tofu da yoktur veya varsa da ben bilmiyorum açıkçası. Bu nedenle bu ürünler yemeğin tadını bir hayli değiştirmiş, farklılaştırmıştı. Bir kere şunu söyleyebilirim ki, yemekten bariz bir deniz veya balık kokusu geliyordu. 😀 Şimdi deniz ürünlerini sevenlerin gülümsediğini veya sırıttığını ancak sevmeyenlerin burun kıvırdığını görür gibiyim. Hatta oradan bir ‘ıyyy’ sesi bile yükselmiş olabilir. Ne diyeyim, zevk meselesi tabii.

Açıkçası ben yerken deniz ürünleri hastası olmasam bile hiç öyle ıyy filan demedim. Değişik lezzetler tatmak çok iyidir bence, ben de bu mantıkla yola çıktım ve bir hayli de beğendim aslında tadını. Ayrı ayrı anlatacak olursam, tofunun tadı çok güzeldi arkadaşlar! Ben bayıldım, yumuşacık, tam tarif edemesem bile peynirimsi bir renkte, kıvamda ve tatta ama bir miktar farklı da bir lezzet. Zaten tofu, uzun süre suda bekletilen ya da haşlanan soya fasulyesi püre kıvamına  getirildikten sonra posası ve süt denilen suyu süzülerek ayrıştırılıp, bu sütün sirke, limon gibi asitli bileşenlerle kestirilmesiyle elde ediliyormuş. Bilimsel açıklamasını da verdiğime göre içim rahat edebilir. 😀

Şimdi şunu itiraf edeyim, deniz yosununun tadı bir tuhaf. Benim pek benimseyemediğim tat bir tek buydu açıkçası. Direk denizden alıp ağzıma atmışım gibi hissettim, bunu bir de Japon restoranında sushi yediğimde hissetmiştim ki zaten onu da beğenmemiştim (şaşırmayın ve vurmayın, evet suşi sevemedim ben). Ancak onun dışındaki her şey bir hayli güzeldi. Zaten midye dolmayı da tavayı da çok severim, o tada alışkındım sanırım, beni çok rahatsız etmedi bu nedenle. Yemeğin tadını genel olarak değerlendirirsem de, ilk başta çok hoşuma giderek yemeye başladım ama nedendir bilmem, sonlara doğru biraz ağır gelmeye başladı ve hepsini de bitiremedim zaten.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Evet sonuna kadar yiyemedim dediğim yemeğim bu. Bir de yesem n’olacaktı acaba, tabak yerinde olmayabilirdi sanırım.

Gelelim mezelere! Biliyorum, birçok Kore meraklısı Kimçi’yi bir hayli merak ediyor çünkü Korelilerin kendisi Kimçi’yi çok seviyor! Daha önceden Kimçi’yi tanıttığım yazımda, Kimçi’nin Kore kültüründeki önemini detaylıca okuyabilirsiniz.

Bu adamlar için Kimçi çok önemli, burası bir gerçek. Hemen her öğünde yedikleri bir meze veya turşu! Genel olarak Türkler bununla ilgili ne düşünüyorlar bilemiyorum ama zevkler ve renkler farklıdır, tartışılmaz derler. Bu kesinlikle doğru! Yaptığım ufak çaplı bir araştırma ile Kimçi’yi çok beğenen Türklerin de hiç beğenmeyenlerin de olduğunu öğrendim. Ben mi? Benim kişisel fikrim Kimçi’nin çok fazla Türk damak zevkiyle uyuşmadığı yönüde. Lahana ile yapılan bir turşu denildiğine bakmayın, içerisine çok tuhaf malzemeler koymuşlar, sanırım en tuhafı da zencefil, bu nedenle ben pek beğenemedim, bir garip geldi, ağzım kamaştı diyebilirim. Yani 40 yıl Kore’de yaşasam sanırım Kimçi yemem. 😀

Tabii ki burada şunu da değerlendirmeye almak gerekir, Türkiye’de yapılan Kimçi ile Kore’de yapılmış olan farklı olabilir! Bunu bilemem, Kore’de yapılanlardan hiç yemedim sonuçta (laf arasında o da umarım kısmet olur 😀 ) ama bu da bir kriter olabilir, olasılık dahilinde diyorum yani, tamam sustum. elbette bu restoranın sahibi Koreli birisi idi ancak yine de bilemem.

Diğer mezeler, yani patates, kabak, salatalık, patlıcan vs. her ne kadar değişik baharat ve soslarla yapılmış da olsalar tatları çok enteresan gelmedi. Hoş bir tat bıraktılar damağımda diyebilirim. 🙂

P1290249.JPG

Evvet, bir yazının daha sonlarına yaklaştık arkadaşlar. Umarım beğendiğiniz, iyi tanıtımlı bir yazı olmuştur. 🙂

Ha bitirmeden şunu da belirtmek isterim, elbette Korelilerin ekmek niyetine, her yemeğin yanında yedikleri o vazgeçilmez unsur olan pirinç lapası yani 밥 (Bap) da bizlere sunuldu ve gerçekten bu adamların neden bu lapayı her yemekte yediklerini galiba anladım. EKMEK YOK arkadaşlar, anlayabiliyor musunuz, ekmek yok! Ben çok ekmek tüketen birisi olmadığım halde, yemekte o ekmeğin yokluğunu yemeklerin sulu olmasından dolayı hissettim açıkçası ve tatsız tuzsuz bu lapayı, yemeğin içerisine katıp bir güzel afiyetle yedim (yoksa çekilmiyor vallahi)! 😀

Yemeklerden sonra biraz sıcak kanlı abiyle sohbet ettik, nereden geldiği, ne yaptığı gibi konularda.. Çekik gözlü olduğuna bakmayın, Türkmenistan’dan gelmişti kendisi buraya, çalışmak için.. Biraz zorlandığından bahsetti maddi anlamda. Eh, kim zorlanmıyor ki abi, biz kendi vatandaşı olarak bile zorlanıyoruz!

Derken tabii bulmuşuz Kore restoranını, biraz şaklabanlık yaptık galiba. 😀

29.01.jpg

Derken annemin ‘sofraya saygısızlık yapılmaz!’ sözü kulaklarımda çınlayınca, bu şaklabanlığa bir son verelim dedik. 😀

Ama tabii bir Türk klasiği olan ‘kâseyi kafaya dikme’ hareketini yapmasaydı olmazdı benim biricik ve sevgili kardeşim! 😀

Tam ekran yakalama 09.01.2018 002148.bmp

O tabak kafaya dikilecek ulenn! 😀

Bir yazımızın daha sonuna geldik arkadaşlar. Amacım sizlere Güney Kore’yi, kültürünü, yemeklerini olabildiğince açık ve anlaşılır bir dille aktarabilmek. Umarım memnun kalmışsınızdır da bir nebze de olsa amacıma ulaşabilmişimdir. 🙂

 

 

 

 

 

 

 

Han Sarang’a sizlerin de ulaşabilmesi ve bu macerayı bizzat kendinizin deneyimleyebilmesi için restoran bilgilerini vereyim;

Adres: Cankurtaran Mh., Cankurtaran Meydanı Sk. No: 10, 34122 Fatih/İstanbul
Telefon: (0212) 516 11 28
Ayrıca bunlar da restoranla ilgili bilgilere, yorumlara, resimlere ulaşabileceğiniz birkaç site;

 

Sorularınız olursa sakın ola çekinmeyin! 🙂

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın! :))

 

HEALER – 힐러

o0480065313547953978.jpg

 

Konusu: Kim Moon-Ho (Yoo Ji-Tae) büyük yayın şirketinde popüler bir muhabirdir. Bir gün,  geçmişte yaşanan bir davanın gerçeğini öğrenir. Bilerek davayla ilgili kişilere yaklaşır ve onlara yardımcı olur. Bunu yaparken,  hakikat ve inançları üzerinde mücadele vermektedir. Bu arada, Kim Moon-Ho’ya internet muhabiri Chae Young-Shin (Park Min-Young) ve aynı zamanda “Healer” olarakta bilinen Seo Jung-Hoo (Ji Chang-Wook) bu davayı çözmede yardımcı olur. 

Yoo Ji-Tae dizide, 37 yaşındaki popüler bir muhabir olan Kim Moon-Ho karakterini canlandırmaktadır. Onun erkek kardeşi büyük bir medya şirketinin sahibidir. Çocukluk döneminde bir yanlış anlaşılma sonucu Chae Young-Shin’in (Park Min-Young) ailesinin başını belaya sokmuştur ve aradan uzun yıllar geçmesine rağmen kendisini bu konuda suçlu hissediyordur. Nihayet bir gün ikisi tekrar karşılaşırlar ve hatalarını telafi etmek için Chae Young-Shin’e ünlü bir muhabir olmasında yardımcı olur. 

Ji Chang-Wook dizide, “Healer” kod adını kullanan 28 yaşındaki Seo Jung-Hoo karakterini canlandırmaktadır. Onun karakteri giyilebilir akıllı cihazlarla donatılmıştır. Sahip olduğu duyular ve dövüşme becerileri ile herhangi bir görevi mükemmel bir şekilde başarmak için sektörünün en iyi ‘ajanı’dır. Onun tek hedefi Güney Pasifik’te ıssız bir ada satın almak için para biriktirmek ve orada yalnız yaşamaktır. Bir gün Chae Young-Shin (Park Min-Young) ile yolları kesişir ve hayatı karma karışık olmaya başlar. Chae Young-Shin’e aşık olmuştur. Ancak geçmişteki gizli bir gerçek ortaya çıkar ve bu aşk tehlikeli olmaya başlar.

Park Min-Young dizide, 27 yaşındaki “Someday News”de bir internet muhabiri olan Chae Young-Shin karakterini canlandırmaktadır. Onun karakteri güçlü bir iradeye ve garip bir kişiliğe sahiptir. Fazla mükemmel biri olmamasına rağmen Oriana Fallaci gibi efsanevi bir muhabir olmak istemektedir. Karşılaştığu olaylar dizisi ve çok sonradan öğrendiği karmaşık aile geçmişi onu aydınlatmak zorunda hissettiği bir davanın içerisine çekerek Healer ve Kim Moon-Ho ile karşılaştırır.

OYUNCULAR

 

ef315471268a2180d2c0887567be4adf

Ji Chang-wook

cf5e521b6ee68bda50b8a32aaf0cbb7d

Park Min-Young

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

유지태

Yoo Ji-Tae

Açıkçası diziyi izlemeye başladığımda biraz tereddütlüydüm. Çünkü her ne kadar aksiyon dizi ve filmlerinden hoşlansam da bazen çok sıkıcı olabildikleri için tereddütlü yaklaşıyorum. Yani onu bana birilerinin bayağı sıkı övmesi gerekiyor. Bu da biraz öyle oldu, okuduğum yorumlar bu kadar kuvvetle övmese başlamazdım. Ancak şimdi iyiki de başlamışım diyorum. Çünkü yalnızca ortaya çıkarılmaya çalışılan bir suç ve kaçma kovalamaca yok; aynı zamanda gizem, heyecan, aşk ve komedi de var dizi içinde. Çok keyifle bazen gülerek, bazen hüzünlenerek ve bazen de merakla seyrettim. Özellikle oyunculuklar çok hoşuma gitti! Yoo Ti-Jae’den tutun Ji Chang-wook (!!)’a, oradan Park Min-young’a kadar hepsi çok güzel bir oyunculuk sergilemişlerdi. Özellikle esas kızımızın saf salak halleri güldürürken, esas oğlanımızın da bir o kadar zeki olmasına karşın salak aşık olması, ne yapacağını bilemeyen halleri çok komikti. 😀 Sıkılmayacağınızdan emin olabilirsiniz.

healer1.jpg

 

Öhöm, lütfen yani şu karizma hareketlere bakar mısınız? Bir kere görsel açıdan bile tatmin olacağınızdan emin olun. 😀

 

 

 

healer3-00609a

O aşk dolu bakışlar..

Arkaplanda Healer’a yardım eden zeka küpü ajumma’yı da unutmamalıyız! Bakınız;

11-healer-episode-02-ji-chang-wook-korean-drama-fashion.jpg

healer_06-720x405.jpgTabii olaylar gelişmeden önce henüz kızımız Healer’ın gerçek kimliğini öğrenmemişken, Healer’ın zavallı kızımızın kalp krizi geçirmesine sebep olan sahneyi de unutmamak lazım. Amaaan canım, alt tarafı kanıt topluyordu Healer’ımız, ne var yani! 😀

Chae Young-Shin’e yüzünü göstermemekteki ısrarı; 

IMG_8715_1.jpg

Neyse çok bekletmeyeyim sizleri, artık olayların da o yöne doğru gelişmesi ile ‘Eeeh yeter ulen, dayanamıyorum artık’ misali kızımıza açılan bir Seo Jung-Hoo (Healer);

Friday_feature_healer_kiss_2.jpg

Gerçi bunda kızımızın da oldukça etkisi var, Seo Jung-Hoo’u zorlayan, peşinden giden, onun kendisinden vazgeçmesini engelleyen esas kızımızı da burdan bir alkış gönderelim. 🙂

Birbirlerine açıldıktan sonra tabii gelsin aşk dolu günler..! Meğer oğlanımız da içinde neler biriktirmiş! 🙂

Desktop2.jpg

Screenshot_2015-01-21_19.29.02_2.png

Sen misin benden kaçan? Al sana! Öyle hastalık filan da sökmez inatçı kızımıza! 😀

healer-otp

Biraz da gif’lerle kuvvetlendirelim de iyice dizinin ruhuna girin 🙂 ;

tumblr_niszvrc7gW1u98dbho1_500.gif

3ef036d2c3516270a211246ab0614bd1da09ba09_hq.gif

 

 

 

 

 

 

tumblr_inline_novk8d2w4h1s6ava3_500.gif

 

 

 

 

 

 

 

Bonus! ;

kiss kiss 2.gif

FRAGMAN;

 

 

 

 

 

 

Kore’yi Tanıyarak Korece Öğrenelim

big-koreyi-taniyarak-korece-ogrenelim.jpgYine Kore kültürünü öğrenebileceğimiz yeni bir kitapla merhabalar. 🙂 

Bu kitap Korece gramer yapısı veya Korece ile ilgili bir kitap değil arkadaşlar. Yani bir dil kitabı değil. Bu kitap S. Göksel Türközü, Hatice Köroğlu Türközü ve Oh Eun Kyung tarafından hazırlanmış ve amacının yeni ve eski Kore kültürüne ait olan bilgileri meraklılarına anlatmak olan bir kitap. 

İçerisinde Kore’nin yemek çeşitleri, geleneksel evleri, kıyafetleri, kültürel aile yapıları, bayramlar-seyranlar, selamlama şekilleri vs. birçok konuyu anlatmaktadırlar. İşte içerik şu şekildedir; 

15609242_1265281293539039_1675320994_o.jpg

 

15540472_1265197983547370_1526648179_o

 

 

Desktop2.jpg

Ben kitabı ilk bulduğumda mutluluktan havalara uçmuştum adeta. Çünkü evet Korece dil kitapları bulmak çok kolay değil ve kültürel bilgileri internetten bulup okuyabiliriz ancak bu kadar bilginin bir kitap altında toplanmış olduğunu görmek beni mutlu etti. Yazarlarımıza çoook çok teşekkür ediyorum okuduğum her seferinde. 🙂

15595862_1265196210214214_2004329709_o.jpg

15608712_1265194286881073_591658856_o.jpg

Veeeee birçok kişinin en çok merak ettiği konu:

15491455_1265175920216243_676973559_o.jpg

Bakınız kitabın arka kapağında kitap için neler söylenmekte; 

“Dili kavrayabilmek için o toplumun düşünce ve manevi dünyasını bilmek gerekir. Bunun için mutlaka öncelikli olarak dil, kültür, tarih, ekonomi, politika vb. çeşitli alanlarda o ülke ile ilgili bilgiler edinilmelidir. Bu, kültür aracılığı ile dil edinim yöntemidir. Bu sebeple bu kitap, alan çalışmaları açısından Kore’yi tanıtmayı, Kore ile ilgili ön bilgilerle birlikte Kore dilini açıklamayı amaçlamıştır. ‘Kültür olarak Kore Dilini Edinmek’ Kore dili öğrenenlerin alışık olduğu bir yöntem değildir. Üstelik bu konuda Türkiye’de ilk kez denenen ve bu şekilde yayınlanan ilk kitaptır.

Bu yüzden bu kitap Kore’nin tarih, dil, kültür, edebiyat, ekonomi, politika gibi her yönüyle temel bilgiler ve bunları anlamak için mutlaka bilinmesi gereken kelime ve deyimsel ifadelerle oluşturulmuştur. Bunlarla ilgili detaylı çözümleme ve açıklamalar yapılmıştır.

Bu kitabın yüksek seviye Korece edinip, Kore denilen ülkeye daha da yakınlaşmak isteyen kişilere bir kılavuz olmayı hedeflemektedir.”

Kitap ile ilgili ayrıntılı bilgi şu şekildedir;

Sayfa Sayısı: 196

Baskı Yılı: 2014

Kitabın Dili: Türkçe

Yayınevi: Lotus Yayınları

Kitabı nereden temin edebilirsiniz? Kitabı pek çok internet sitesinden temin edebilirsiniz arkadaşlar. Ayrıca kitap fuarlarına katılırsanız da indirimli olarak da alabilirsiniz. Peki hangi internet sitelerinden sipariş verebiliriz diyecek olursanız, merak etmeyin, bunun için de yardımcı olacağım;

https://www.orionkitabevi.com.tr/kitap//150845/kore-yi-taniyarak-korece-ogrenelim.html

https://www.okuoku.com/urun/detay/kitap/koreyi-taniyarak-korece-ogrenelim/553561

http://www.kitapyurdu.com/kitap/koreyi-taniyarak-korece-ogrenelim/332672.html

Kitapta yalnızca geleneksel kültürden ve tarihten bahsetmiyor arkadaşlar. Kpop, Kdrama gibi populer kültür elemanlarından da bahsetmekte ve hatta bunların neden G. Kore’de bu kadar önemli olduğunu da ayrıntılı olarak anlatmaktadır. 

Herkese şimdiden iyi okumalar! 🙂

 

 

Kimbap / 김밥

kimbap (1).jpgKimbap, buharda pişirilmiş yani lapa haline getirilmiş beyaz pirinç (bap/밥) ile birçok farklı malzemenin, gim/kim adı verilen bir deniz yosunu tabakasına ya da yaprağına sarılması ile yapılan bir Kore yemeğidir ve dilimlenerek servis edilir. Kimbap genellikle pikniklerde, evden dışarıda yapılan aktivitelerde, hasta ziyaretine giderken ya da hafif öğle yemeklerinde, danmuji (japon turbu) ve kimçi ile birlikte servis edilen ve evli kadınların eşlerine, genç kızların sevgililerine yaptığı bir yemektir. 🙂

Eveeett, kısa bir girişin ardından artık en sevdiğim ve sizlerin de seveceğini umduğum tarihi kısma geçebiliriz. 🙂

Kimbap, Japonların 1910-1945 yılları arasında Kore’yi işhali sırasında, bir Japon sushi varyantı olan norimaki‘den türetilmiş. O zamandan beri de belirgin bir Kore yemeği olmaya başlamıştır, sıklıkla da pirinç sirkesi yerine susam yağı gibi geleneksel Kore lezzetleri ile hazırlanmaktadır. 

sushi-rolls jpg.jpg

Bu da “norimaki” imiş arkadaşlar.

kimbap_ingredients.jpg

 

Kimbap kelimesinin tam karşılığı aslında “deniz yosunlu pirinç” demekmiş arkadaşlar. Bu iki şey bir kimbapı kimbap yapan şeymiş. 😀 Bunlardan başka ise içerisine balık, et, yumurta ve salamura, kavrulmuş ya da taze olmak üzere değişik sebzeler de koyulmakta tabii.

 

20090723-kimbap-ingredients.jpg

20090723-kimbap-layedout

Malzemelerin deniz yosunu “kim” üzerine serilmiş hali.

Kimbop-Collage-3.jpg

 

 

Geleneksel olarak bakarsak, pirinç susam yağı veya nane yağı (perilla oil) ile hafifçe terbiyelenmekte. En çok ve sıklıkla kullanılan protein içerikleri balık keki, yengeç eti, yumurta ve/veya terbiyelenmiş dana eti (beef rib-eye olarak geçmekte)’dir. Sebze kısmı ise salatalık, ıspanak, havuç ve danmuji‘den oluşmaktadır. Kimbap sarılıp dilimlendikten sonra genellikle danmuji ile servis edilmektedir.

 

 

 

Çeşitlerine gelecek olursak; 

  • Samgak Kimbap (삼각김밥) , üçgen şeklindeki kimbap, halka açık birçok Güney Kore restoran ve marketinde satılmaktadır ve Japon onigiri ile benzerdir. Çok geniş çeşitlilikte tipleri mevcuttur. 

1.jpg

2013320142634_20410.jpg

 

a0016483_0132818.jpg

 

  • Chungmu gimbap (충무김밥), içerisinin yalnızca pirinç ile doldurulduğu kimbap türüdür. Bir deniz kenarı şehri olan Chungmu’dan köken almıştır, daha kalın sarılır ve dış yüzey genellikle terbiyelenmez. Chungmu Kimbap geleneksel olarak dilimlenmiş yavru ahtapotların baharatlı kırmızı biber sosu ve kırmızıturp kimçisi (무김치) ile marine ve fermente edildiği  kolddugi muchim (꼴뚜기 무침) mezesi ile servis edilir. 

충무김밥.jpg

꾸미기_IMG_5583.jpg

Bu biraz bizim sarma’ya benziyor sanki. 😀 

  • Chamchi gimbap (참치김밥) diğer bir sıklıkla tüketilen kimbap’tır. Genellikle diğer içeriklerin yanında ton balığı, marine edilmiş nane yaprağı ve mayonez ile hazırlanmaktadır. 

indir.jpg

e0072375_4b2859bc1517f.jpg

Mayonezi oradan seçebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

  • Mayak gimbap (마약김밥) ise Seul’deki  Gwangjang Market’e özel bir kimbap türüdür. Mayak kelimesi “ilaç” anlamına gelmektedir ve adı iddia edildiği üzere onun mantar ve soya sosundan yapılan bir sos ile eşleştirilmesinden ötürü diğer kimbaplardan ayıran bağımlılık yapıcı tadını yansıtmaktadır.

Z3MRVXTI47B8F0ZBC0UB.jpg

 

Kore’de birçok restorantta kimbap bulabilmek mümkünmüş ayrıca! 

20140921_121058

Sağ tarafta birçok farklı çeşitte kimbap görünüyor mesela menüde. 😀

Lütfen tarif için buraya tıklayınız arkadaşlar. 🙂

Birkaç video da örneğimiz olsun bari;

 

Kolay gelsin & Aaafiyet olsun! 🙂

Bibimbap / 비빔밥

DSC07892

Şu güzelliğe bakar mısınız? Renklerin ahengine..

Bibimbap aslında G.Kore sever Türklerin de oldukça bilgi sahibi olduğu bir yemektir. Aslında kelime anlamı “pirinç karışık ya da pirinçle karışık (bibim=karıştırmak/karışık ve bap=pilav/pirinç) demek imiş. Bibimbap sıcak bir kase pilav üzerine namul (sotelenip terbiyelenmiş sebzeler) ve gochujang (kırmızı biber ezmesi ya da biber salçası da denebilir), soya sosu veya fasülye ezmesi  konularak hazırlanan bir yemektir.  Dilimlenmiş et (genellikle dana/sığır) ve kızartılmış yumurta ise genel olarak ilave edilen malzemeler arasındadır.  

Güney Kore’de özellikle Jeonju (전주), Jinju ve Tongyeong farklı çeşitlerdeki Bibimbap’ları ile ünlenmiş durumdalarmış. q1.jpg

Elbette her zamanki gibi sıra geldi tarihsel geçmişine. Bibimbap ismi 20. yüzyıl’ın başlarında kabul edilmeye başlanmıştır. Joseon Dönemi‘nden (1392-16.yy) 20. yüzyıl’a kadar Bibimbap farklı çeşitlerdeki yiyecek ile karıştırılarak hazırlanmış pirinç/pilav anlamına gelen Goldongban olarak söylenmekteymiş. Eskiden krala genellikle ya öğle yemeği olarak ya da öğünler arasında bir atıştırmalık olarak servis edilirmiş. 🙂 Bibimbap’tan ilk olarak 19.yy’ın sonlarında yazılmış olan bir yemek kitabında bahsedilmiştir. Şu anda ise birçok farklı ülkede bile bulabileceğiniz bir yemek olmakla birlikte, G.Kore’ye düzenlenen seferlerde, birden fazla farklı hava yolu firmasında servis edilmektedir. 

DSC07472.jpgBibimbap’ta kullanılan sebzeler genel olarak şu şekildedir ; jülyen usulü salatalık, kabak, mu (Japon turbu), mantar, doraji (çançiçeği kökü), gim/kim (yenilebilir denizyosunu) ıspanak, soya filizi ve gosari (eğreltiotu sapı/kökü). Deniz ürünleri ve dana eti de ilave edilebilmektedir. Görselliğin güzel ve hoş olabilmesi için sebzeler genellikle renkleri birbirine uyacak şekilde şeçilip yerleştirilmektedir. Ne kadar göz zevki güzel bir millet ya, öyle değil mi? 😀  Ayrıca yemeğin Güney Kore versiyonunda susam yağı, kırmızı biber ezmesi (gochujang) ve bildiğimiz susam eklenmektedir. 

1255018390164.jpg

Bibimbap’ın farklı çeşitleri mevcut arkadaşlar. Örneğin Dolsot Bibimbap (돌솥 비빔밥 , dolsot taş çömlek anlamına gelmektedir) çiğ yumurtanın tabağın kenarında pişirilip oldukça sıcak bir taş kase ile servis edildiği bibimbaptır. Tabak o kadar sıcaktır ki ona değen her şey cızırdamaya başlarmış. Pirinç tabağa koyulmadan önce tabağın tabanı pirincin kahverengimsi olup kızarması için susam yağı ile kaplanır. 

1

Taş tabak içerisinde.

Ayrıca Jeonju (전주) şehrinin kendine özel bir çeşit Bibimbap yaptığı bilinmektedir. 

Başka bir Bibimbap çeşidi olan Hoedeopbap’ta (회덮밥) çipura (tilapi), somon, ton balığı ve bazen de ahtapot gibi çok çeşitli çiğ deniz ürünleri kullanılmaktadır ancak burada içi pirinç dolu her tabak içerisinde genellikle bir çeşit deniz ürünü bulunmaktadır. Zaten hoe kelimesi de “çiğ balık” anlamına gelmektedir. 

 

3412918364_9uLDg1Z3_20131029_CP000182.jpg

Hoedeopbap. Orada Somon balığını görebilirsiniz. 🙂

Daha birçok Bibimbap türü vardır ancak bunlar genel olarak hazırlanıp servis edilen bibimbap türleri arkadaşlar. 

Tarif için lütfen buraya tıklayınız. 🙂

Şimdi de videolarımız: 

 

Kolay gelsin ve afiyet olsun! 🙂

Gujolpan / 구절판

000035087_1_b.jpgGujolpan sekizgen şeklindeki 9 bölmeden oluşan ahşam yemek tabağının içerisine 9 çeşit yemeğin servis edildiği bir Kore yemeğidir. Bu yemeğin adı Korece’deki 3 hanja (Çin Karakterleri’nin Kore Dili’ndeki ismi) kelimesinden oluşmaktadır: gu (구) “dokuz” anlamına gelmektedir, jol/col (절) “bölme” anlamına gelmektedir ve pan ise (판) “tabak” anlamına gelmektedir. Yani dokuz bölmeli tabak. 😀  Yemekler birbirinden renkleri ve içerikleri ile ayrılmaktadırlar ve bunlar ise lifli bitkiler, mantar, et ve deniz ürünleri çeşitleri olabilmektedir. Tabağın tam ortasında ise Korelilerin adına jon dedikleri bir Kore usulü krep (gözleme) bulunmaktadır. Elbette bu hoş yemeklerin tek seferde servis edilmesinden ötürü oldukça tutulsa da aynı zamanda dekoratif ve rengarenk görüntüsünden ötürü de çok sevilmekte imiş. 🙂 Hatta bu rengarenk görüntüsü nedeni ile en etkileyici Kore yemekleri arasında yer almaktadır. 

 

121634_59951_171.jpg

Orta bölmedeki gözlemelerin rengi içerisine kattığınız yosun, havuç gibi etken maddeler ile değiştirilebilmektedir. 

Eveeeet, elbette Kore kadar eski tarihe dayalı bir milletin yemeğini anlatırken bu yemeğin tarihinden bahsetmeden geçmek olmaz. 🙂 Her şeyde olduğu gibi bunun da altından Joseon dönemi çıkıyor arkadaşlar. 😀 Yemeğin çıkışı 14. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Bu tabak ya ahşaptan ya da plastikten oluşmaktadır arkadaşlar. Bu tabağın orjinal olanı eski kraliyet eserlerinin sergilendiği müzelerde mevcutmuş. 

1380121799121.jpg

Çok eskiden -Joseon Dönemi kadar eski 😀 – bu yemeği yalnızca soylular tüketiyormuş. Ancak günümüzde bazı ekstrem yerlerde oldukça pahalı olsa bile, isteyen herkes yiyebiliyor. Ayrıca bazen düğün yemeği olarak da hazırlanabilmektedir. Dış bölmelerin her biri havuç, mantar, sığır eti, soya filizi, turp, pırasa gibi birbirinden farklı sebze  ve et içermektedir.

20ead96a8cb3088fbce377689957891a1.jpg

 

Ortadaki bölmeye Kore usulü gözleme hazırlanıp koyulduğunu yukarıda belirtmiştim. Aslında bu gözleme ya da krep, diğer bölmelerde bulunan sebze ve etleri içerisine sarmak -bir nevi dürüm- için kullanılmaktadır. 

 

구절판.jpg

 

Gördüğünüz gibi ne kadar renkli değil mi! Gerçekten de adamlar çok zevkli ve haklı. 😀

 

075.jpg

Bu da yemek tabağının kapağı. Kapağı bile ayrı bir güzel, değil mi? 

 

Burada yemeği anlatan 3 video paylaşıyorum arkadaşlar. Özellikle 2. video tam olarak baştan sona her şeyi anlatıyor. 🙂  

 

 

Tanıtımını yaptığım ilk yemek Joseon’a kadar uzanan, oldukça eski ve tarihi bir yemekti. Umarım beğenmişsinizdir. Tarifini görüp yapmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz arkadaşlar. Afiyet olsun! 

 

Dolsan Köprüsü / 돌산대교

Korea-Yeosu-Dolsan_Bridge_at_night-01.jpg450 metre uzunluğu ve 11.7 metre genişliği ile Dolsandaegyo Köprüsü Kore’nin en geniş köprüsüdür.  1984’teki inşaasından beri, Yeosu ve Dolsan-do adasını birbirine bağlayan köprü adaya ticaret ve turizm getirmiştir. Bugün köprü popüler bir turist durağı haline gelmiştir ve dışarıdan aydınlatmalar ile geceleri ışıklandırılmıştır. 

Köprünün Yeosu tarafındaki kısmı Yeosu Harbor’a karşı bir resmedilmeye değer bir bakış açısı oluşturan sekizgen bir gözlem evi iken, Dolsan-eup’taki diğer kısmı ise çiğ balık kasabası olarak bilinmektedir. Dolsan-eup kısmındaki köprünün altı, yolcuların asil Geobokseon’un (kaplumbağa şekilli gemi / Link ) tıpatıp kopyasını bulabilecekleri bir yolcu gemisi rıhtımıdır ve Dolsan-do adası kenarında  Odongdo Adası’na veya Hyangilam Tapınağı’na yolcu gemisi ile gidebilirler. 

img_6761.jpg

Desktop1.jpg

ADRES: Jeollanam-do Yeosu-si Dolsan-eup / 전남 여수시 돌산읍 ~남산동(국도17호선) 

ZİYARET SAATLERİ: 24 saat açık.

 

 

My Love From the Star – 별에서 온 그대

49747_361764.jpg

Konusu: Do Min-Joon 400 yıl önce Joseon döneminde Dünya’ya gelmiş başka gezegenden bir canlıdır. Dünya’ya araştırma yapmak için gelmelerine rağmen bazı sebeplerden ötürü Do Min-Joon kendi gezegenine giden uzay aracını kaçırmış ve geri dönememiştir. Muhteşem bir dış görünüme sahiptir ve bunun yanında ışınlanmak, süper duyma yeteneği gibi ekstra başka birçok yetenek ile donatılmıştır. 

Do Min-Joon gezegenine geri dönmek için beklediği yüzlerce yıl boyunca Dünya’ya uyum sağlayabilmek için uğraşmış, hemen hemen tüm meslek dallarında kariyer edinmiş ve bu süre boyunca da oldukça büyük bir servetin sahibi olmuştur. İnsanlara daima alaycı bir tavırla yaklaşmış olmasına rağmen üniversitede hocalık yaptığı oyuncu Cheon Song-Yi ile yolları kesiştiğinde acaba ikilinin hayatı ne ölçüde değişecektir? 

OYUNCULAR:

Kim-Soo-Hyun-36.jpg

Kim Soo-Hyun

 

44497768131352c4edb16f7d4c355a70.jpg

Gianna Jun

87405362d2570b474fdf49334bf7b618

Shin Sung-Rok

parkhaejin_73.jpg

Park Hae-Jin

Kill Me Heal Me’den sonra izlediğim ve güzelliği nedeniyle ‘tamamdır artık hep Kore dizisi izleyeceğim’ diye bir karar aldığım dizi kendisi. 🙂 Türü bilim-kurgu/romantik. Eğer ben bilim kurgu sevmem diye düşünüyorsanız, emin olun bunu izlerken seveceksiniz. Bir kere oyuncular çok iyi ve ayrıca konusu ve işlenişi çok güzel. Başka bir gezegenden evet ama eğer bilim kurgu sevmiyorsanız korkmayın,  Amerikan dizilerinde izledikleriniz gibi astronomik terimler çok fazla kullanılmıyor. Hatta hiç kullanılmıyor da denilebilir. Genelde Min-Joon’un tuhaflıkları ve gariplikleri ile Song-Yi arasında geçenler anlatılıyor. Hem güleceksiniz, hem de dizinin romantikliğine kapılacaksınız diyebilirim. Kendi içerisinde bir entrika/kaçma-kovalama-yakalamaca da var diyebilirim. 

tumblr_mzjua8AAjv1swuhreo10_250Eğleneceğiniz kısımlar genelde Min-Joon’un Song-Yi’ye laf soktuğu kısımlardan oluşmakta. Song-Yi çok küçük yaşlardan itibaren oyunculuk yapan oldukça ünlü birisidir ancak sıkıntı burada değil, kişiliği çok fazla gelişmemiş olduğu için sürekli saçmalıklar yapar ve söyler. Elbette bu da yüzlerce yıldır Dünya’da yaşayıp birçok alanda kariyer yapmış olan Min-Joon’a ters,saçma ve çocukça gelir. Ayrıca bir de onun insan türünden daha gelişmiş bir uzaylı canlı türüne ait olduğunu düşünürseniz, Song-Yi’nin saçmalıklarının ona ne kadar aptalca gelebileceğini anlayabilirsiniz. 😀

large.gif

Ayrıca dizide bir de ikisinin de çok sonradan öğreneceği ortak bir geçmişe de sahip oldukları kısım var. Öhöm. 🙂

tumblr_n0vez7gQLI1sjnkqeo1_500.gif

Bu kadar da şapşikler.

796447cec249d2dc52dff3195b6401618dce9a251d3a

Imm, biraz ürkebilirsiniz ama evet, Do Min-Joon aklınıza gelebilecek her türlü tuhaflığı yapıyor. Biraz Edwardvari mi ne. 😀

tumblr_mz9455RJPW1sgoo9do6_r1_250Size Song-Yi’nin de kendi çapında tuhaf olduğunu söylemiştim. 😀 Min-Joon bazen haklı arkadaşlar. 

Song-Yi tuhafta annesinin de aşağı kalır yanı yok hani.

tumblr_n1m5dpRu511se1phdo2_500

 

tumblr_myrj2omW431r99c4io2_250.gif

Hiçbir şey verme ya da alma. Ayrıca bir şey bekleme de. O zaman hayal kırıklığına uğramayacak ya da incinmeyeceksin.

Bu dizide bol bol öğüt alacaksınız Min-Joon’dan arkadaşlar. Ama korkmayın oldukça faydalı şeyler bunlar. Kendisi süper zeki olduğu için sürekli felsefe yapıyor, kendisi farkında olmasa da. 😀

Tamam her zaman da felsefe ya da şapşiklik yapmıyorlar. Zaten böyle bir karakterin karşısında dürüst olalım çok fazla kız dayanamasa bile Song-Yi asla ama asla dayanamaz. Bakınız şekil a;

201410_theoneshots_MyLoveFromAnotherStar_KimSooHyun_JunJiHyun_Kiss.gif

 

tumblr_mzjua8AAjv1swuhreo4_250.gifBenim en çok güldüğüm sahnelerden bir tanesi Min-Joon’un nabzı olmuştu. Kendisi insan olmadığı için, insan vücudundaki sıvılara karşı alerjisi var. Yani bir insan tükürüğü ile temas ettiğinde vücudu bizim vücudumuza virüs girdiğindeki tepkiye benzer bir tepki veriyor. Nabzı hızlanıyor ve baygınlık geçiriyor. Bir süre yataklara düşüyor garibim. Hayal edin artık neler yaşıyorlar. 😀

Min-Joon-Sick-Heart-Rate.png

 

Ayrıca dizide Song-Yi’nin kardeşi Yoon-Jae başta Min-Joon’a alışamasa da sonradan onu bayağı bir seviyor. Bu da tatlı olan yerlerden biriydi. Özellikle kendisi de astronomi meraklısı olduğu için. 😀

39c19138b1df352686e30bb07352b85a.jpg

tumblr_n0xsbgVntN1rjgiqeo2_r1_250.gif

knr1ln.jpg

You Who Came from the Stars Replikleri.jpg

Adam haklı. o.O

13fa6a7e8ab29416.jpg

İki ihtimal var, neyse ki biri doğru. 😀

Bari hoş bir sahne ile bu dizimizi de bitirelim. 🙂

J6ZVCcf.gif

FRAGMAN:

 

İyi seyirler arkadaşlar. 🙂

Wonderful Nıghtmare / 미쓰 와이프

wonderful-nightmare-turkce-altyazili-izle-953.jpg

 

Yönetmen: Kang Hyo-jin

Yapım Yılı: 2015

Tür: Romantik-Komedi-Fantastik

BAŞ ROLLER:

da17f0e275a54f429b6dafae6547a980.jpg

Song Seung-heon

uhmjunghwa_newdrama.jpg

Uhm Jung-hwa

Konusu: Cennette yapılan bir hata nedeniyle aniden hayatını kaybeden ancak daha sonra bedenine geri dönebilmesi için 1 aylığına evli ve 2 çocuk annesi olan başka bir kadının yerine oymuş gibi rol yapması gereken bir avukatın (Uhm Jung-Hwa) hikayesini konu almaktadır. Acaba bu yeni hayatına uyum sağlayıp, kendi bedenine dönebilecek midir?

fullsizephoto628247.jpg

Desktop.jpg

tumblr_nzaqeyUP9D1s8pdalo1_400.gif

mNHfzdK.jpg

Kişisel Yorum:  Türünde romantik komedi yazıyor ancak genelde daha çok komedi ağırlı bir film arkadaşlar. Sıkılmayacağınız, gülerek izleyeceğiniz bir film.Eğlenebilirsiniz izlerken ancak romantik bir şeyler izlemek istiyorsanız başka bir tercihte bulunun derin. Çünkü bu daha çok hayatta aslında hangi değerlerin daha önemli olduğu mesajını veren bir film. Hatta aile filmi de denilebilir. 🙂 Ben beğendim açıkçası, çok hoştu, sıcak bir his veriyor insana. Soğuk, acımasız, egoist ancak oldukça başarılı bir avukatın, o yukarıdan baktığı gerçek hayatın içerisine girdiğinde aslında nasıl da hiçbir şeyin sandığı gibi olmadığını görmesini anlatıyor. Aile hayatını tadıyor, dahası onun ne kadar önemli olduğunun bilincine varıyor. İzlenebilir, zaman kaybı değil. 🙂

fullsizephoto625876.jpg

Wonderful_Nightmare (281 x 400)

FRAGMAN: